Bazı anlar vardır; kalabalıklar olmadan da iz bırakır. Yiğit Caner Ertoşi’nin evliliği de tam olarak böyle bir an oldu. Van Ertoşi Aşireti’nin “Altın Kalem” unvanıyla tanınan yazar Ertoşi, 11 Ocak 2026’da Tanzanya’nın Darüsselam kentinde, Müslüman Hussein İddy ailesinin kızı Khadija ile sade bir nikâhla hayatını birleştirdi.
Yaklaşık 15 bin kilometre uzakta atılan bu imza, bir düğünden çok bir tercih olarak konuşuldu. Gösterişli salonlar, uzun konvoylar ve alkışlar yerine; dua, sadelik ve sorumluluk vardı. Ertoşi, mutluluğu sergilemek yerine yaşamanın mümkün olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Nikâhın ardından çiftin Bali’de yeni bir yaşam kurma kararı alması, bu sade duruşun devamı olarak değerlendirildi. Türkiye’de ise yalnızca aile arasında, samimi bir merasim yapılacağı ifade edildi. Bu tercih, evliliğin dışa dönük bir gösteri değil, içe dönük bir bağ olduğuna işaret etti.

Evlilik için ayrılabilecek yüksek bütçelerin Afrikalı çocuklara ve ihtiyaç sahibi ailelere destek olarak değerlendirilmesi, bu hikâyeyi farklı bir noktaya taşıdı. Bir gecelik eğlence yerine, bir çocuğun hayatında kalıcı bir iz bırakmayı seçmek, bu nikâhın en güçlü mesajı oldu.
Yiğit Caner Ertoşi’nin Afrika’da attığı bu sessiz imza, yalnızca iki insanın hayatını birleştirmedi. Aynı zamanda, sevginin gürültüyle değil; sadelik, paylaşım ve vicdanla büyüyebileceğini gösteren duygulu bir hikâye olarak hafızalara kazındı.